Pts. Şub 6th, 2023

Benim Datçam Haber

Sizin İçin Değil Sizlerle Haber

*- AYAKTA ALKIŞLANANLAR / YAŞAR EYİCE

‘Hayat dolu’ İzmirli kadınlarımız var…

Bunlardan biri de Namık Kemal’li bankacı Akile Avcı…

Gününü bırakın, bir saniyesini bile boş geçirmeyen, okuyan, yazan, paylaşan ideal gösterilecek örnek biri Akile Avcı Hanım…

Sanıyorum, yine İzmirli Fatma Vural Kumova’nın satırlarını dikkate almış,,,

‘Güzel kadınlarımıza’ diye başlayan yazı şöyle:

‘Yaşları ilerleyip torun torbaya karışsalar bile yiyip içtiğine dikkat eden,

Pantolonuna uyacak bluzu seçen,

Saçlarını şarap kızılına yahut platin sarısına boyatmakta beis görmeyen,

Onları tarayan, şekil veren, ellerinin üzeri güneşle ve geçen zamanla beneklenip buruşsa da onları özenle kremleyen,

Cümle sonlarına muzipçe, ‘şekerim’ kelimesini ekleyen,

Hayvanları, çiçekleri ve çocukları sevmekten vazgeçmeyen,

Umudunu ve şükrünü asla yitirmeyen,

Yaşa bağlı ağrı ve sızılar yaşasa da bunu belli etmeyen,

Bu ağrı ve sızıları yaşamın güzelliklerini ve renklerini görmeye engel meseleler saymayan,

Yürüyüşünde bir eda olan,

Yaşam deneyimlerini üstüne başına, saçına, gözündeki ışıltıya, beslenmesine, gülüşüne ve etrafa saçtığı pozitif elektriğe yansıtan,

Çantanın püsküllüsünü, ayakkabının afillisini seçen,

Tevekkülü her şeye sarmalayıp sade ve doğal bir olgunlukla hayatın getirdiklerini kabullenen ama bir kedi teslimiyetiyle uysalca ve sevinçle yaşayan kadınları seviyorum ve onlara baktıkça, yorulup nefeslenmek için oturduğum köşeden dimdik ayağa fırlıyorum.

*- BÖYLE OLMALI

Bana hayatın parlak ve cilalı kısmını gösteriyor böyle kadınlar.

Hayatın her şeye rağmen yaşanılır olduğunu, yaşanmaz olacak kadar zorlayıcı kısımları ise sabır ve metanetle bekleyerek atlatmak gerektiğini, ne olursa olsun can çıkmadan umudun ve koşturmanın bitmeyeceğini ve bitmemesi gerektiğini anlatıyorlar sessiz bir alfabeyle…

Yaşı ilerlediği halde rimel markası soran, ‘pabuçların harikaymış şekerim nerden?’ diye sıkıştıran, karşı tarafa iltifatla karışık güzel cümleler aşılayan, mutluluk saçan ve mutlu yaşayan kadınları seviyorum.

*- VİZYON GENİŞ TUTULMALI

Vizyonunu hep geniş tutan, aç ve tükenmeyen bir merakla etrafı gözlemleyen, ülkeler aşan, insanlara karşı duyarlı ve algıları hep açık; yürürken önüne değil, yere değil, dimdik karşıya bakan, insanların gözlerinin içine bakan, hayata olan ilgisini hiç yitirmeyen, yaşamanın bir sanat olduğunu içine sindirmiş ve tam da bu yüzden yüzü, sürdüğü parlatıcı sebebiyle değil, yaşama olan tutkusu ve temiz kalbi yüzünden ışıl ışıl parlayan kadınları seviyorum.

*- YAŞAN ENERJİSİ İÇİN

Edasını ve işvesini hiç yitirmeyen, baktıkça insanın içine yaşam enerjisi pompalayan, fularını ayakkabısına uyduran, evin içinde kaybolan yavruağzı rujunu bulamadığında ev halkını bunun için ayaklandıran ve huysuzlanan, sabah uyanır uyanmaz günlerden pazar olsa bile kırmızı rujunu sürüp sallantılı küpelerini takan, evin içinde dans edip şarkı söyleyerek dolanan; yeni aldığı pabuçlarını giymek için ertesi günü bekleyemeyip, giyip evin içinde onlarla gezinen kadınları seviyorum. Çünkü bu, yaşama olan tutkunun sönmediğinin belirtisi, biliyorum.

*- SİZ BUNA DEĞERSİNİZ

Yaşamla bağını kesmeyen;

Hayatı, Allah’ın bir zuhuru olduğu için seven, olgun, sevinç dolu, algıları açık, nazik, anlayışlı, dişi, bakımlı, enerji dolu, mızmızlanmayan, ağlanmayan, hem çocuksu, hem de güçlü, rengarenk ve gülüşü zengin kadınları seviyorum.

Ne olursa olsun ‘Vakit çok geç’ demeyen, hayatı bir şarkı gibi söyleyen, yaşı geçse de ruhu geçmeyen kadınlar…

Sizlerii çok seviyorum…

Sevgili okuyucularım umarım bu günden, yani bu haftadan itibaren hiç biriniz, ‘Vakit çok geç!’ demeden bakımlı insanlar grubunun birer ferdi olursunuz…

Kendini seven ve kendini beğenen, beğendiren ayakta alkışlanandır.

*- YILBAŞINA AZ KALDI

Sevgili okuyucularım;

Koca bir seneyi geride bırakıyoruz.

Bu sene de mücadelesini çeşitli platformlarda sürdüren kullanıcılarımızın hikâyelerine birlikte şahitlik ettik.

Sen de kimi zaman şiddete maruz kalan bir hayvan dostumuzun, kimi zaman istismara uğrayan bir çocuğun, kimi zaman çocuğu için tedavi bekleyen bir annenin, kimi zaman da yaşam alanını korumaya çalışan bir köyün sesini duydun ve destek verdin.

Desteğin için çok teşekkürler.

İyi ki varsın!

Geride bıraktığımız yıl içinde Türkiye olarak bizi en çok zorlayan şey ekonomik krize rağmen ayakta kalmak oldu.

İnsanların gelirlerinde önemli ölçüde eksilme oldu.

Bu da bizi bazı kararlar almak zorunda bırakıyor.

Bu kararlardan biri gıdamızı eksiltmek oldu.

Ama yine de herşeye rağmen umudumuzu asla kaybetmiyoruz.

Kaybetmemeliyiz.

Çünkü biliyoruz ki sizler hep yanımızdasınız.

Bize güvenen okuyucularımıza, hiç bir şirketin ya da kurumun güdümüne girmeden bağımsız ve ücretsiz bir şekilde aydınlatma ve bilgilendirme görevimizi sürdürmeye çalışıyoruz.

Bu yoldan dönemeyiz.

Hepimiz değişimin bireylerden başladığını biliyoruz.

Ancak dünyada görmek istediğimiz değişimi yaratmak okumalıyız, fikirlerimizle idealistlere destek sağlamalıyız.

Yalana dolana, üçkâğıda, dolandırıcılara, bizi sömürenlere birlikte ‘hayır’ demeliyiz.

*- NARLIDERE’de, ‘TOPRAK ANA’ GÜNÜ

10 Aralık Toprak Ana (Terra Madre) Günü, Narlıdere’de sokak lezzetleriyle kutlandı.

Narlıdere Belediyesi ve Slow Food Narlıdere Birliği’nin ortak çalışmasıyla gerçekleştirilen etkinlikte vatandaşlara en gözde sokak lezzetleri ikram edildi, geleneksel-yerel yeme kültürünün ve yerel ekosistemlerin korunmasına dikkat çekildi.

Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin, ‘Yerel kültürümüzün vazgeçilmez parçası olan lezzetleri, çevreye ve sağlığımıza zarar vermeden sofralarımıza ulaştırma çabasına Narlıdere Belediyesi olarak destek veriyoruz. Gıda mirasımızın korunması için çaba gösteren Slow Food gönüllülerine yürekten teşekkür ediyorum’ dedi

Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin, Slow Food Türkiye Kurucusu Nedim Atilla, Slow Food Narlıdere Birliği Lideri İlke Engin ve İzmir Aşçılar Derneği Başkanı Doç.Dr.Turgay Bucak’ın da katıldığı Toprak Ana Günü etkinliğinde, geleneksel-yerel yeme kültürünün ve yerel ekosistemlerin korunması gerektiğine dikkat çekildi.

Toprak Ana kutlamasına katılanlara tarhana çorbasının geleneksel yöntemlerle yapılışı anlatılırken, konuklara en gözde sokak lezzetleri arasında yer alan midye dolma, halka tatlısı, boyoz, nohutlu pilav, gözleme, elma şekeri ve çiğ köfte ikram edildi.

*- YEREL ÜRETİCİLERİ KORUYORUZ

Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin, iyi, temiz ve adil bir gıda sistemi kurmak için çabalayan Slow Food hareketinin destekçisi olduklarını ifade ederek, ‘Biliyorsunuz ki Narlıdere’mizde AVM yok. Vatandaşlarımız alışverişlerini küçük esnaftan yapıyorlar.

Yerel kültürümüzün vazgeçilmez parçası olan lezzetleri, çevreye ve sağlığımıza zarar vermeden sofralarımıza ulaştırma çabasına Narlıdere Belediyesi olarak destek veriyoruz. Yerel ve küçük ölçekli üreticileri destekliyor; tüketicilerin sağlıklı gıdaya erişilebilir fiyatlarla ulaşması gerektiğini savunuyoruz.

Çünkü geleceğimizin tarımda olduğunu biliyor; gelecek nesilleri işlenmiş gıdalardan uzak tutmanın daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu savunuyoruz.

Gıda mirasımızın korunması için çaba gösteren Slow Food gönüllülerine yürekten teşekkür ediyorum’ dedi.

Başkan Engin ayrıca, Türkiye’de gastronominin ön plana çıktığına dikkat çekerek, ‘Bu yaklaşımı doğru buluyorum. Yerel lezzetlerimizi markalaştırarak bunun üzerinden bir ekonomik değer yaratabilir, kültürümüzü koruyabilir ve sağlıklı gıdaya ulaşabiliriz’ açıklamasında bulundu.

*-

Yaşar EYİCE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © All rights reserved. Sitemiz Realooks bilişim hizmetleri tarafından kurulmuştur.