Pts. Şub 6th, 2023

Benim Datçam Haber

Sizin İçin Değil Sizlerle Haber

Dante Gibi Ortasındayız Ömrün… / BAHA AKINER

Gün Dante Alighieri dostlar. Dante, 701 yaşında…

Asıl ismi Durante. Babasının büyük dedesi Haçlı Seferleri’ne katılarak soyluluk şanı elde etmiş. Dini inançları uğruna kanını dökmüş bir aileden gelmekle övünen Dante, bu soyluluk unvanından hayatı boyunca gurur duymuştur. Ve bu soyluluğu zenginlikten gelmediği için kendini zengin soylulardan ayrı tutar…

 

Annesi Gabriella Degli Abati’yi 5 yaşındayken, babası Alighiero di Bellincione’yi ise 12 yaşındayken kaybeder. Hukukçu olan ve kirli işlere adı karışan babasını sevmeyen Dante, eserlerinde ondan hiç söz etmez…

Hemen çocukluğunda ana dilinden başka Fransızca, Provençal dilleri (Fransa’nın Provance bölgesinde konuşulan, latin kökenli dil) ve Latince’yi de çok iyi öğrenen Dante, bir süre Santa Croce Papaz Okulu’na devam eder…

Dönemin tüm gençleri gibi mantık, retorik (sözbilim) ve dilbilgisi öğrenir. Servet (Tresor) adlı eserin yazarı, hocası Brunetto Latini’den etkilenir, O’ndan retoriği öğrenir ve O’nun özendirmesiyle halk dilinde Şiir’ler yazmaya başlar…

Dostu ozan Guido Cavalcanti ile felsefi tartışmalara girer, ressam Giotto di Bondone ve müzisyen Cazella ile dostlukları sırasında resim ve müziğe ilgi duyar, resim yapar. Cazella’ya bestelemesi için Şiir’ler yazar…

O yıllarda ortaya çıkan yeni bir Şiir akımı olan Stil Nuovo (Yeni Stil) tarzında yazdığı gençlik Şiir’lerinde, sevgilisi Beatrice’e övgüler yapar. Dönemin bilim merkezi olan Bologna ve Padova’da üniversiteye devam eder. Tarih, felsefe, retorik, fizik ve gökbilim konularında bilgilerini derinleştirir…

***

Dante’yi yaşamında ve eserlerinin üretiminde etkileyen birçok olay vardır ama en önemlisi Beatrice’e olan Aşk’ıdır…

Hiçbir zaman açılmadığı Beatrice’in 1290 yılındaki erken yaşta ölümü, Dante’yi büsbütün acılara boğar ve yaşamında yeni bir dönemi başlatır. Bu bir şaşkınlık dönemi olduğu kadar, aynı zamanda yazdığı ve Stil Nuovo adı verilen tarzda Şiir’in kapalı dünyasından da çıkma dönemidir…

Stil Nuova tarzı Şiir’in anlamı ise şudur: Bu Şiir anlayışına göre Aşk, yönelinmesi gereken tek amaçtır. Şiir, kişiyi soylu kılan, zenginleştiren bir tür tanrıdır…

Sevdiği kadının ölümü üzerine uzun süre iç dünyasına kapanan Dante, 1295’te ilk kitabı Vita Nuova’da (Yeni Hayat) yeni bir anlayışla yazdıklarıyla Beatrice’yi melekler düzeyine çıkarır…

Beatrice, Aşk ve Dante üçgeninde gidip gelen Yeni Hayat, aynı zamanda edebiyat tarihinin ilk otobiyografik romanı olarak da nitelendirilir…

“Nedir hali söyleyin saklamadan.
Görürüm, ağlamış gözleriniz.
Görürüm, öyle perişan dönüşünüz var ki,
Yüreğim titrer bunu görmekle bile…”

***

Dante’nin yaşadığı bir başka ilginç olay ise; 1277’de, henüz 12 yaşındayken komşu kızı Gemma di Manetto Donati ile nikâhlanmasıdır. Aileler arasındaki anlaşmaya göre, ikisi de çocukluk çağından çıkana kadar ailelerinin yanında kalacaklar ve sonra evleneceklerdir. Bu evliliği geciktirmeye çalışan Dante, dostlarının ısrarlarıyla 1291 yılında, Beatrice’in de bu dünyaya veda etmesinin ardından evlenmek zorunda kalır. Bu evlilikten Pietro, Jacobo, Antonia ve Beatrice adlarında 4 çocuğu olur…

Dante’nin eserlerinde evliliğinden ve karısından hiç söz etmemesi mutsuz bir evlilik geçirdiği biçiminde yorumlanır. Dante’nin yaşamını ailesinden uzaklarda geçirdiği göz önüne alındığında bu yorumun haklılığı ortaya çıkar…

***

Floransa’da siyasal ve ekonomik üstünlük sağlamak isteyen İmparatorluk yanlısı Ghibelliniler ile Papalık yanlısı Quelfiler arasındaki uzun savaşta, Dante ve ailesi Quelfilerin yanında yer alır…

1295 yılında bilim ve felsefe ile uğraşanları da kabul eden Doktorlar ve Eczacılar loncasına girer ve böylelikle Floransa’da etkin siyasete katılır. 1295’ten 1296’ya kadar Özel Meclis üyesi olan Dante, 1296’da Prioreleri seçen Saviolar Meclisi’ne seçilir…

Mayıs 1296 – Eylül 1296 tarihleri arasında, kentin ekonomik ve diğer önemli işlerini yürüten, giderlere karar veren ve bunları denetleyen Yüzler Konseyi üyesi olan Dante; soylulara karşı çıkarılan demokratik eğilimli yasaların destekçisi olur. Ancak toplumdaki düzensizlik, çatışma hâli ve karmaşa, şairi derinden üzer…

1300’den sonra Floransa kenti, Ghibellinilerden temizlenirse de; bu kez Quelfiler, demokratik reformları sürdürmek isteyen Beyazlar (Bianchiler) ve buna karşı koyan Siyahlar (Neriler) olmak üzere ikiye ayrılır…

Diğer yandan, kilisenin siyasete giderek daha fazla karışması, insanlar arasındaki anlaşmazlıkları arttırmaktadır…

Dante, din ve siyasetin birbirinden ayrılması gerektiğini savunan Guelfo partisinin Beyazlar kanadını destekler. Ne var ki Siyahlar kanadının kentte siyasi gücü ele geçirmesiyle birlikte, 1302 yılında çıkarılan bir yasa ile Dante Alighieri; kamu görevini kötüye kullanmak, yasal olmayan kazançlar sağlamak, Papa’ya ve onun yegâne temsilcisi olan Kral Carlo di Valois’ya karşı gelmek suçlarından sürgüne mahkûm edilir…

Gıyaben gerçekleştirilen mahkeme sonucunda şair, 5000 florinlik bir para cezasına çarptırılır ve iki yıl boyunca sürgünde kalmaya mahkûm edilir. Ayrıca, ömrü boyunca kamu görevlerinden men edilir…

Dante, mahkemenin almış olduğu bu sürgün kararını, şehrine dönmek üzereyken haber alır. Suçlamayı haklı ve adil görmediği için Floransa’ya geri dönme ve kendini savunma gereği duymaz. Zira şehre geri dönmesi, yapılan suçlamaları kabul ettiği anlamına gelecektir…

Ancak Dante’nin tavrı, yöneticilerin pek hoşuna gitmez. Dante’nin bu tavrına karşılık, sürgün cezasından 2 ay sonra ölüm cezasına çarptırılır ve Dante’nin ebedi sürgünü böylelikle başlamış olur…

Dante, artık bir daha ömrü boyunca yurduna ayak basamayacaktır. Convivio (Şölen) adlı kitabında yazdığı gibi rüzgâra kapılmış dümensiz ve yelkensiz bir tekne gibi oradan oraya gidecektir…

Böylece, Dante’nin yaşamında acılarla dolu, fakat verimli olan sürgün dönemi başlar. Dante’nin tüm hayatını etkileyen bir olgu olarak sürgün; sadece edebi eserlerinde değil, diğer düşünsel eserlerinde de kendisine yer bulmuştur…

Felsefe ile ilgili düşüncelerine yer verdiği Convivio’yu (Şölen), 1306 – 1308 yılları arasında Bologna’da yazar. Dante’nin başına gelen bu travmatik sürgün, olayın henüz taze ve şairin hislerinin çok daha kırılgan olması nedeniyle, protest bir tavırla birlikte ağır bir dille eleştirdiği ve kendisini sürgüne gönderenleri adeta suçladığı görülür…

***

Ve İlâhi Komedya…

Şairin 1307 – 1317 yılları arasında kaleme aldığı ve kendisini Dünya Edebiyatı’nın ölümsüzleri arasına sokan en büyük eseri, İlâhi Komedya’sıdır. Din ve felsefe temalarını insancıl duygularla birleştiren bu eser, Hristiyan hümanizminin ilk büyük ürünlerinden biridir…

Dante, bu Şiir’sel destanında insanlık tarihinin yarattığı bütün değerleri gözler önüne serer. Ortaçağ’ın edebiyat, kültür, felsefe, tanrıbilim, siyaset, tarih, fizik ve gökbilimine ilişkin bilgilerini içeren İlâhi Komedya için, sanat eseri haline gelmiş Ortaçağ nitelemesi yapılır…

Eser, 12. ila 14. yüzyıllar arasında yaşayan insanların düşüncelerini büyük bir ustalıkla resmeder. İlâhi Komedya ile birlikte Dante; sürgünü artık düz anlamlı bir cezadan, bir vatanından koparılma durumundan çıkarır. Alegorik anlamda insanın Tanrı’dan ve kutsal olandan uzak kalması ve cennet bahçesinden sürgün edilmesi ile benzeştirerek evrensel bir düzeye taşır…

Eserin ana konusunu ve temelini, her ne kadar Dante’nin Beatrice’ye olan sonsuz ve ilâhi Aşk’ı oluşturur gözükse de, şairin anlattıkları sıradan bir Aşk hikâyesinin çok ötesindedir…

“…En sevdiğin ne varsa hepsini bırakacaksın.
Bunun; gurbet yayının attığı,
İlk ok olduğunu anlayacaksın…

Başkasının ekmeğinin ne denli tuzlu;
Başkasının merdivenlerini çıkmanın,
Ne denli zor olduğunu göreceksin…”

***

1307 ila 1317 yılları arasında yazdığı, felsefi ve siyasi düşüncelerini anlattığı eseri De Monarchia’da (Monarşi Üzerine), Dante’nin siyasi düşüncesinin zikzaklı bir yol izlediği hemen göze çarpmaktadır…

Bu eserinde Aristoteles’ten İbni Rüşd’e, Aquinolu Thomas’tan, Kitab-ı Mukaddes’e kadar geç Ortaçağ dünyasının temel kaynaklarını kullanır. Ancak Dante’ye göre siyasetin kaynağı tamamen uhrevidir. Siyasi hayatı, kurumları yahut olayları yorumlamada başvurduğu temel kaynak Hıristiyanlığın kutsal kitabı Kitab-ı Mukaddes’tir…

Sürgün olgusuna geniş yer verdiği Şiir’lerini içeren Rime (Mısralar) adlı eseri, Dante’nin yaşamı boyunca çeşitli temalarda yazdığı ve diğer eserlerinden birine yerleştiremediği Şiir’lerinin sonradan bir araya getirilmesinden oluşur. Bu geniş Şiir antolojisinde yer alan Şiir’lerin hepsinin, Dante’ye gerçekten ait olup olmadıkları halen bir tartışma konusudur…

***

Dante’nin yüzü ve vücut yapısı hakkında bilinenler azdır. Boccaccio’nun anlattığına göre; orta boylu, uzun yüzlü, kartal burunlu, iri gözlü ve kalın çeneli biridir. Alt dudağı üst dudağından uzun olan Dante’nin, derisi esmer, saçı ile sakalı siyah ve kıvırcıktır. Daima melankolik, düşünceli, sessiz, tek başına yaşamayı seven, gördüğü ve duyduğu şeyleri inceleyen zeki bir insandır. Temiz ve ince bir ruha sahip olup, dürüst ve açık yürekli olan Dante, insanların ikiyüzlü olanlarına dayanamaz…

1318 başlarında Ravenna’ya, dostu Senyör Guido Novello Da Polenta’nın yanına giden Dante, kısa ayrılıklar dışında ömrünün sonuna kadar burada kalır. Çocuklarının da yanında olduğu düşünüldüğünde; Dante, bir bakıma huzuru burada bulmuştur. Ravenna Üniversitesi’nde Retorik dersi de veren Dante, artık iyice üne kavuşmuştur…

1319’da Bologna Üniversitesi’nden dostu Giovanni Del Virgilio, Dante’yi çağının büyük olayları üzerine Latince bir eser oluşturmaya çağırır ve bu eser sayesinde O’na ozan tacını giydirebileceğini belirtir…

Bologna’yı yöneten Siyahlar’dan korktuğu için arkadaşının yanına gidemeyen Dante, verdiği cevapta ozan tacını giyebilmek için, yer ve göğün birlikte işlendiği Kutsal Şiir İlâhi Komedya’nın yeterli olacağını vurgular…

Dante, 1321’de barış ve huzur elçisi olur. Ravenna denizcileri ile yarımadanın güçlü kenti Venedik’in gemicileri arasında 1321 yılında çıkan çatışmada Venedik gemicilerinden iki kişi ölür, birçok kişi de yaralanır…

Venedik, bu olayları yapanları cezalandırmak için hazırlıklar yapar. Tehlikeyi sezen ve kentini güçlü düşmandan korumak isteyen Senyör, Dante’yi elçi olarak gönderir…

Dante, Senyör’ün barış ve huzura olan Sevgi’sini Adriyatik Kraliçesi’ne anlatarak, Venediklilerin öfkesini yatıştırmayı başarır…

Bu görevini tamamlayan Dante; at sırtında Ravenna’ya dönerken, sıtma salgını olan bir bölgeden geçer ve sıtmaya yakalanır…

Dönüşünde yatağa düşen Dante, şiddetli bir sıtma krizine yakalanır ve 1321 yılında henüz 56 yaşındayken 14 Eylül’ü 15 Eylül’e bağlayan gece vefat eder…

Cenazesi, Ravenna’daki Sabi Frerler Kilisesi’nde gerçekleşen görkemli bir törenle gömülür. Floransalıların O’nu yeniden yurduna getirmek için yüzyıllarca verdikleri uğraşlar sonuçsuz kalır…

Bugün halen Ravenna’da, sonradan Fransisken Kilisesi olan gömüldüğü kilisenin yanında ebedi istirahatgâhında uyumaktadır…

Floransalılar, daha sonradan Dante adına Santa Croce Kilisesi’nde bir mezar yaptırırlar…

Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Tahsin Yücel, Orhan Pamuk başta olmak üzere birçok yazarımızın etkilendiği ve varlığı yaşadığı yüzyıldan sonra başlayacak olan Rönesans’ın ilk güçlü ışığı olarak görülen Dante Alighieri’nin anısına ve muhteşem üretimlerine saygıyla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © All rights reserved. Sitemiz Realooks bilişim hizmetleri tarafından kurulmuştur.