Pts. Şub 6th, 2023

Benim Datçam Haber

Sizin İçin Değil Sizlerle Haber

*-  HERKESE ÖRNEKLER  YAŞAR EYİCE

 

 

Güliz Güzeldiyar Hanım hemen her gün güzellikleri paylaşıyor.

Aynen Nadide Apaydın Akbulut gibi…

Güliz Güzeldiyar günü bu kez şöyle başlamış;

Yaşanan gün nasıl olursa olsun, beklenen gün her zaman daha güzeldir.

Çünkü; geçmiş kayıplarla, gelecek umutlarla doludur.

Sevginin kimyası kalpte gizlidir!

Kalpte gizli olanın ise kelimelerle anlatımı yoktur.

Bu arada ben de sorayım;

Bu zamanda ‘paran olmadan’ neyi alabilirsin?

Siz düşüne durun ben yanıtını vereyim:

Edep alırsın, gönül alırsın, öğüt alırsın, ibret alırsın…

Devamını siz getirin…

Bu güzel günde, çocuklarımızın kuşlar gibi cıvıl cıvıl oldukları bana tabii ki, önce ‘Kuş Profesörü’ müz Prof. Dr. Mehmet Sıkı’yı anımsattı.

Bu arada ‘Neden söz edeyim?’ diye düşünürken aklıma geldi…

 

*- ÖĞRENEBİLDİK Mİ?

 

Bir Kızılderili’nin günümüze gelen seslenişini duymuşsunuzdur…

Şöyle demişti:

‘…İnsanoğlu, bu gezegenin kendisine ait olmadığını, gelecek nesillerin ve çocuklarımızın esenliği için doğal dengeye özen göstermesi gerektiğini öğrenmelidir.

Çünkü biz bu dünyayı atalarımızdan değil, çocuklarımızdan ödünç aldık…’

Karşıyaka’da yaşamını sürdüren emekli yargıç, avukat, biyografi, antoloji ve şiir türlerindeki eserleriyle edebiyata da büyük katkılar sunan değerli  şair ve yazar Av. Veysel Gültaş yıllar önce şunları yazmıştı:

 

*- İÇİMİZDEKİ KUŞLAR

 

‘Martı Jonathan, insanın özgürlük arayışının ve us’un sınırlarını zorlayan inancın simgesidir.

Antik çağda Ikarus ve 17. Yüzyılda yaşamış Hazerfan Ahmet Çelebi’ deki uçma tutkusunun da insanın bu özelliklerinden ortaya çıktığını düşünmek, hiç de yanlış olmayacaktır.

Ulaştığımız teknolojide, bugünün uçakları da insanın kuşlar gibi uçma düşünün bir sonucudur.

Kuşlar, yüzyıllar boyu, sanatsal yaratılara da esin kaynağı olmuştur. Folklorümüzdeki kuş işlemeli mendil, sevgiliye verilen en önemli andaçtır. Anadolu’da el işi, göz nuru kilimlerde nice kuş figürü görülür.

Yine halk türkülerimizde sevgiliye duyulan özlem de çoğu kez kuşlarla dile getirilmiştir.

‘Allı turnam ne gezersin havada’ , ‘Huma kuşu yükseklerden seslenir’ dizeleri gibi.

Söylenceye göre, dünyada her dönemde yalnız bir tek Anka kuşu (Zümrütü Anka)  doğar ve 500 yıl yaşarmış.

Ölümüne yakın kendisine güzel kokulu dallar ve otlardan bir yuva yapar, yuvayı tutuşturduktan sonra da alevlerin arasında yok olup gidermiş.

Ta ki , kendi külünden yeniden doğuncaya kadar.

Kuşlarla ilgili sayısız söylencelerden biridir Anka kuşu.

Sulak alanların, bataklıklar ve göllerin kurutulması, zehirli sanayi atıklarıyla kirletilmesi sonucu, doğal dengenin bozulmasına ve kuş türlerinin yok olmasına neden olduğu bilinmektedir.

Çağımızda, artık söylenceler üzerine ütopya üretemeyiz, soyu tükenen kuşları doğada yeniden diriltemeyiz.

 

*- SOYLARI TÜKENDİ

 

Evrim süreci içerisinde, bundan 150 milyon yıl önce yaşamış ilk kuş olan Arkeopteriks’i yeniden diriltemeyeceğimiz gibi.

Soyu tükenen birçok kuş türleri yanında, kış aylarını Fas’ta, yaz aylarını da ülkemizin Birecik (Urfa) yöresinde geçiren, ünlü Kelaynak kuşları da, duyarsızlığımız sonucu soyunu tükettiğimiz kuşlardan biridir.’

Belki kısa süre içinde soyu kaybolan bazı kuşları da ben de anlatacağım, bir yazımın girişinde…

Kaç gündür notlarımın arasında var ama bir türlü elim gitmedi…

Tabii ki kalemim de..

Şimdi Veysel Gültaş ile devam ediyorum:

 

*- KİMSE DİNLEMEYİNCE?

 

‘Geçmişin söylence dünyasında, felaketleri uzağı gören biliciler haber verirdi.

Troya’nın yıkılışını da bilici Kassandra, halkını uyararak bildirmişti.

Ama kimse inanmamıştı.

Sonunda, Kassandra haklı çıkmış ve Troya yıkılmıştı.

Bugün, insanın doğaya karşı mücadelesinde, ona bilim öncülük ederken, yazarların ve şairlerin de düşünceleri ve yapıtları ile gönümüzün çağdaş bilicileri olduğunu görürüz.

Yazın ustalarından Cenap Şahabettin’in;

‘Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar; / Küçücük sersefid baykuşlar gibi kar/Sizi dallarda, lânetlerde arar” dizeleri anlamlıdır.

Hatayî ’nin (Şah İsmail);

‘Sıra sıra gelen o ulu kuşlar/ Sırlı olur yakmaz onu güneşler/Evvel ezel meyve veren ağaçlar/Onlar da kalmayıp çürüyüp gider’ dizelerine ne demeli?

‘Kat kat oldu gökyüzünde yokuşlar/Bahar oldu ötmez bağlarda kuşlar/Hani harmandaki nazlı uçuşlar’ diyen, Ahmet Kutsi Tecer’in dizeleri ise, doğanın yok edilişinin, çığlığını duyumsatır bize.

Yine, ‘Kuşlar da büyük kentlerin göğünden/Artık hiç geçmiyor’ diyen şair Gülten Akın’ın dizelerine, hüzünlenmemek elde değil!

Doğanın bize ödünç verildiğini unutmayalım.

Bilelim ki, doğa o denli de öç alıcıdır.

Kendisine yapılanlar karşısında, gün gelir, yaşadığımız ortamı, kuşsuz, ağaçsız, çiçeksiz bir çöle dönüştürür.

Gönüllü sivil toplum örgütü olan Tema Vakfı’ nın yaptığı araştırmalara göre, Türkiye’nin, küresel ısınma ile birlikte, önlem alınmadığı takdirde, bu gidişle 50 yıl sonra çöl olacağı saptaması, bir kehanet değildir.

 

*- BEKLEYEN FELAKETLER

 

Bir söyleşide, İlhan Selçuk, doğanın küçük bir azınlık tarafından yağmalanması ile birlikte insanlığı bekleyen felaketleri de bildiriyor bize.

‘IMF, Dünya Bankası, Amerika’nın en yukarıdaki güçleri, Uluslararası Ticaret Örgütü, bunların hepsi ’dikkat edin’ demeye başladı.

Çünkü bu gezegende yaşayan 6 milyar insanın bir bölümünü zenginken daha zengin yaparak eski sultanların, padişahların, imparatorların, belirli bir soylu sınıfın yaşadığı hayattan kat kat daha olağanüstü bir hayata kavuşturdu.

Yeryüzü egemenlerinin savurganlığı gezegenimizi yok ediyor; doğayı, havayı, denizleri kirletiyor, ırmakları zehirliyor, ağaçların yapraklarını solduruyor.

Onlar bu işin farkına varmaya başladılar. İçlerinden yavaş yavaş eleştiriler başladı…’

 

*- VAHŞİ KAPİTALİZM

 

Vahşi kapitalizmin ve küreselleşmenin sonucunda, insanlık büyük bir doğa katliamıyla karşı karşıyadır.

Yalnızca doğa mı?

Onun bir parçası olan insan soyunun tükenmeyeceğini de kimse iddia edemez.

Sonsuz evren içinde, dünyanın bir uydu olduğu gerçeği unutulmamalı. Günümüzde, doğal dengenin bozulması ile birlikte, insanın kopyalanması, sperm bankalarının kurulması, uzayda başka uydu arayışlarına gidilmesi, yeni bir yaşam alanı arayışının sonucudur.

Yaşlı dünyamızın ömrünü uzatmanın yolunu ‘Kendi kendinin kurdu’ olan insan bulacaktır.

Kurtuluş yine insanın elinde.’

Bu arada ben de bir kitap önereyim…

Karşıyakalıların çok yakından tanıdığı bir sanayici var…

Selçuk Yaşar!

Karşıyaka’ya, İzmir’e, Türkiye’ye önemli katkıları ile biliniyor.

Şimdi iki kızı izinden giderek hizmetleri sürdürüyorlar.

İşte Selçuk Yaşar bir ara ‘başucu kitapları’ yazmış, hatıralarını da görüşlerini de yansıtıyordu,

Bunlardan biri de ‘Vahşi Kapitalizm’ başlığını taşıyordu…

Selçuk Yaşar’ın bu başucu kitabını ama Yaşar Holding’ten ama kütüphanelerden bulunarak okunulmasını öneriyorum…

Bakın kaç yıl önce neler düşünmüş ve kaleme almış Yaşar Selçuk…

 

*- ÇOK AÇIK

 

‘Fizik bilgini Isaac Asimov’un, insanlık adına bizleri uyaran şu sözleri üzerinde düşünmek gerekir;

‘İnsanlığın yük getirmeyi sürdüren bir başka kuşağın ardından artık hayatta kalamayacağı çok açık.

Olaylar bugüne kadar ki yörüngeyi izlediği ve değişimler iki bin yılından önce gerçekleştirilmediği taktirde, insan toplumunun teknolojik yapısının yıkılmış olacağına hemen hemen kesin gözüyle bakılabilir.

Böyle bir durumda barbarca koşullara geri dönecek olan insanlık, rahatlıkla kendi silinip gidişini özleyebilir ve gezegenimizde yaşamı ayakta tutabilme yetisini ciddi biçimde yitirebilir.

 

*- PROF. DR. MEHMET SIKI SAYESİNDE

 

Yeryüzü ölüyor.

O nedenle insanlık adına bir şeylerin yapılması, sert, ama zorunlu kararların alınması gerekiyor.

Hemen. Hiç zaman yitirilmeksizin.’

Her şeye karşın, dünyada ve ülkemizde, yaşanılabilir bir doğayı korumak için, uluslararası anlaşmalarla sağlanan, insanlık ve doğa adına yapılan çalışmalar, umudumuzu çoğaltıyor.

Ülkemizde de bu yoldaki gösterilen çabalar önemsenecek boyuttadır. Bunlardan biri de 1995 yılında Birleşmiş Milletler ödülünü kazanan, Nisan 1998’de de Ramsar Sözleşmesi kapsamına alınarak, uluslararası öneme sahip, sulak alan özelliğini kazanan , ‘İzmir Kuş Cenneti’dir.

 

*- BU SÖZE KULAK VERELİM

 

‘Kuşlar ki göklerden gelir bize/ Ağaçlar ki topraktan/ Fakat nasıl aşinalık var,/ Kuşlar ağaçlara konduğu an’ diyor, Fazıl Hüsnü Dağlarca.

Ülkemizi, gelecek kuşaklara; kuşları, ağaçları yaşatarak devredelim.

Onların, doğanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu unutmadan…’

*-

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © All rights reserved. Sitemiz Realooks bilişim hizmetleri tarafından kurulmuştur.