Pts. Şub 6th, 2023

Benim Datçam Haber

Sizin İçin Değil Sizlerle Haber

HIDRELLEZ ATEŞİ YAKILACAK YAŞAR EYİCE

Torbalı Belediyesi Muratbey Mahallesi Yeni Pazaryerinde Hıdırellez Şenliği düzenliyor.

Yazıbaşı, Çaybaşı ve Subaşı mahallelerinden araçların kalkacağı şenlikte sesiyle ve dansıyla büyüleyen Ümmüye sahne alacak

Torbalı’da Hıdırellez ateşi yanacak

Daha önce Merhum Belediye Başkanı İsmail Uygur tarafından gelenek haline getirilen ancak koronavirüs salgını nedeniyle gerçekleşmeyen Hıdırıellez şenliği Muratbey Mahallesi Yeni Pazaryerinde gerçekleşecek.  Daha önceki yıllarda da düzenlenen ve binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen Hıdırellez Şenliği’nde bu yıl sesiyle, dansıyla büyüleyen Ümmüye sahne alacak.

05 Mayıs Perşembe günü Saat 21.00’da başlayacak olan etkinlikte günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapılacak.

Daha sonra ise alanda sanatçılar sahne alarak çeşitli güzel müzikleri ile Torbalılıları eğlendirecekler.

*- ŞENLİK ALANINA ARAÇLAR KALKACAK

Baharın müjdecisi, bolluk ve bereketin simgesi olarak kabul edilen Hıdırellez’i kutlamak için, binlerce Torbalılı Perşembe günü akşam bir araya gelecek.

Dileklerin tutulup, ateşlerin yakılacağı gece için Torbalı Belediyesi hazırlıklarını büyük oranda tamamladı.

Özellikle Roman vatandaşların büyük ilgi göstereceği etkinlikler de her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülürken, Yazıbaşı, Çaybaşı ve Subaşı mahallelerinden 20.00’de şenlik alanına araçlar kaldırılacak.

*- BAŞKAN TEKİN’DEN DAVET

Türk Dünyasının genelinde yaşanan Hıdırellez geleneğini sürdürmeye devam edeceklerini ifade eden Torbalı Belediye Başkanı Mithat Tekin, tüm Torbalılıları Hıdırellez etkinliklerine davet etti.

Bu tür sosyal etkinliklere önem verdiklerini ifade eden Tekin, “Öz kültürümüzün bir parçası olan Hıdırellez şenliklerini halkımızla birlik ve beraberlik duygularımızı pekiştirmek ve geçmişi canlı tutmak amacıyla coşku içinde kutlayacağız. Özümüzü, kültürümüzü ifade eden değerlerimize sahip çıkma, yaşatma adına herkese görevler düşmektedir. Biz de Torbalı Belediyesi olarak üzerimize düşeni her zaman yapmaya hazırız. Tüm Torbalı halkını yarın akşam düzenleyeceğimiz Hıdırellez şenliğimize bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

*- BAYINDIR’DA ULUSLARARASI ÇİÇEK FESTİVALİ

Bayındır Belediyesi tarafından her yıl Mayıs ayının ilk haftası düzenlenen Uluslararası Çiçek Festivali’nin bu yıl 23’üncüsü düzenlenecek.

Bayındır şehir merkezinde yapılacak olan ve hem gözlere hem de gönüllere hitap eden mis kokulu festival 5-8 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Bayındır 23’üncü Uluslararası Çiçek Festivali’nde, 5 Mayıs Perşembe günü yapılacak kortej yürüyüşü sonrası Bayındır Şehir Stadyumu’na geçilecek ve temsili kurdele kesiminden sonra resmi açılış başlayacak. Festival süresince performans sanatçıları, halk oyunu ekiplerinin gösterileri devam edecek.

Bayındır 23’üncü Uluslararası Çiçek Festivali’nde bu yıl ”En iyi balkon, bahçe ve stant yarışmaları” düzenlenecek. Alanı gezen jüri üyeleri katılım sağlayan stantları gezecek ve gün sonunda üç farklı kategorinin kazananları belirlenecek.

*- KRUVAZİYER TURİZMİ YENİDEN AYAĞA KALKTI

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in İzmir’de turizmin gelişmesi için yürüttüğü yoğun çalışmaların sonuçları alınmaya başlandı. 6 yıl aradan sonra Nisan ayında kente gelen ilk kruvaziyerin ardından 5 bin 200 yolcu kapasiteli bir gemi daha İzmir Limanı’na yanaştı.

Bu yıl İzmir’e 32 kruvaziyer daha gelecek.

5 bin 200 yolcu kapasiteli ve bin 200 mürettebatın görev aldığı gemi İzmir’de iş dünyasının ve esnafın yüzünü güldürdü.

İstanbul’dan hareket eden geminin İzmir’den sonraki rotası Bodrum, Mykonos, Pire, yeniden İstanbul, Iraklion, Rodos ve Kuşadası…

*- 106 YAŞINDAKİ COVİD-19 HASTASI İYİLEŞTİ

Kuzeydoğu Çin eyaleti Jilin’in yerel yetkilileri, COVID-19 hastası 106 yaşındaki bir kadının eyalet başkenti Changchun’da yatırılmış olduğu hastaneden iki gün önce taburcu edildiğini açıkladı.

Hasta, pandemi vakalarının Jilin’de yeniden ortaya çıkmasından bu yana hastaneye yatırılmış en yaşlı hasta. COVID-19 teşhisi konduktan sonra 14 Nisan tarihinde Jilin Üniversitesi Hastanesi’ne kabul edilmişti. Komple bir muayeneden sonra hekimler hastanın, beyin atrofisi de dahil birçok yan sağlık sorunu olduğunu saptamışlardı.

*-

Urla son yıllarda, tercih edilen en gözde yerleşim yerlerimizden biri…

Tabii ki bu da olağanüstü fiyat artışlarına neden oldu.

Bir yanda kaymak tabaka bir yanda zor geçinenler…

Sorunu ele alan Osman çaylı bakın neler yazmış, daha doğrusu özeleştirisi yapmış…

‘Merhaba Sevgili Dostlar…

İyi bayramlar dileyerek Urla’da var olan gereksiz ve garip bir ayrıştırma ile ilgili bir yazı yazayım istiyorum.

Bu sorunun ortadan kalkmasına/kalkacağına inanarak yazıyorum. Bir daha hiç bir şekilde gündeme getirmemek üzre.

Şöyle ki;

Urla’da çok ilginç bir mantık ile ayrımcılık yapanlar var.

Dışarıdan Urla’ya gelip yerleşenler/yerleşmek isteyenlere karşı…hele ki benim gibi İstanbul’dan gelip te burada yaşayanlara karşı..

Bu konuyu olumlu ve olumsuz olarak bir kaç bölümde ele alacağım ve mümkün oldukça objektif olacağım.

Birincisi ; Urla’nın ekonomisi ile ilgili dar bir ekonomik  çerçeveden kaynaklı toprak satışları…

Herkes bunu yapıyor.

Ama kimse ( buna yerel idareci ve siyasiler de dahil ) bu satışların neden yapıldığını irdelemiyor.

Vatandaş güncel ekonomik yaşam sıkıntısında ve iş imkân olmadığı için ihtiyacını gidermek amacıyla  ‘gücüm malıma yeter’ diyerek mülkünü toprağını satıyor.

Bu burada kalsın.

*- ALICISI ÇOK

İkincisi; bu satışa çıkartılan mülkleri bir şekilde alıcı buluyor.

Bu da ülkemizin ekonomik lokomotifi olan Marmara bölgesi, daha da daramdayım makası İstanbul’dan alıcı buluyor.

Bunu da sabitleyelim burada…

Üçüncüsü; bu mülkleri alan insanların iddia ediyorum ki hiç biri orjin İstanbullu değil.

Hepsi Anadolu’muzun bir ili/ilçesinden İstanbul’a gelip ekonomik güç elde etmiş insanlarımız.

Bu da tespitle dursun burada…

Dördüncüsü;

Urla’mızın yerlisi (!) olan/olduğunu söyleyen dostlar ya da bir şekilde Urla’ya yerleşmiş insanlarımız bu dışarıdan bilhassa İstanbul’dan gelenlere pek sıcak bakmıyorlar.

Sıcak bakmamanın ötesinde tepki de gösteriyorlar.

Bundan zaman zaman ben de nasibimi alıyorum.( Ki, bu kadar aidiyet hissiyle yaşadığım halde )

Bu konu birçok kez hararetli bir şekilde tartışıldı ve her mecrada konu açılınca yine aynı hararetle tartışılıyor.

Bu durumu açmak lazım…

*- URLA NERESİ?

Soru cevap yapayım bir-iki tane…

Önce bu ülke kimin?

Hepimizin.

Urla’da İstanbul da Kayseri de Antalya da…

Hepsi bizim..

Atalarımızdan bize miras.

Yattıkları yer nur dolu olsun hepsinin.

Urla neresi?

Ülkemizin şirin bir kasabası…

Urla’da yaşayan ve Urlalı olduğunu söyleyen dostlarımızın iki göbek gerisinde yani dedelerinin nerede yaşadıkları veya nereden geldikleri hakkında herkesin bilgisi var.

Açıklıkla söyleyeyim, büyük bir bölümü Balkan kökenli…

Vaktiyle balkanlara yurdumuzun farklı bölgelerinden gitmiş devran dönüp  coğrafya farklılaşınca günün gereğine göre burada (Urla’da) kendilerine toprak verilmiş ve yerleşmeleri sağlanmış aileler…

Ve işin acı kısmi burada başlıyor. ( bu söylemim bir kısmı içindir. Asla genelleme değildir.)

Urla’ya yaşamak ve yerleşmek ya da turizm amacıyla gelenlere tepki veriyorlar.

Ve yaftalama yapıyorlar; İSTANBULLU…

Ve gelmelerini istemeyerek olumsuz tepki gösteriyorlar.

Kitabî ortadan açalım ve konuşalım.

Eğer dışarıdan gelenlere tepki verilecekse önce insanlarımız dedeleriyle muhabbet etmeli, ondan sonra etrafına lâf etmeli…

Şimdi konunun haklılık gösteren bölümünü yazayım.

Buna ben de tamamen katılıyorum.

*- KIRSALDA  VİLLA

Parayı bulup ta Urla’ya yerleşmeye gelenlerden bazıları çok ilginç ve rahatsız edici davranışlar sergiliyorlar.

Adam köy hayatı yaşamak için kırsalda villa yapıyor…

Yanındaki komşusunun hayvanlarından şikâyet ediyor…

Neymiş inek kokuyormuş, neymiş horoz ötüyormuş.. vs  vs..

Kardeş sen köye geldin yahu…

Bu ne aymazlık böyle?

Buna ne hakkın var senin de bu tür şikâyetleri yapıyorsun?

Sonra; trafikteki davranışları, çevre duyarsızlığı, hayvan saygısızlığı, hijyen ve çevresel temizlik olumsuzlukları…

Bunları çoğaltmak mümkün.

Maalesef bunları bize yani Urla’da yaşayanlara yaşatıyorlar.

Bu olumsuzluk içinde gerçekleşen olayları kimse kabullenmiyor ve kabullenmez de…

Yine ortadan konuşalım.

Gelenler geldiği yere mutlaka uyum sağlamak zorunda.

Örfü, adeti, ajansı, geleneği, kültürü, yapısı neyse uyum sağlamak zorunda.

Yerli halk ta (!) gelenleri kabullenmek zorunda.

Kimse geldiği yere sorun taşımamalı, kimse de gelenlere yasak koymamalı.

Koyamaz da…

Tek sorun ait olmayı öğrenip ona göre yaşamak…

O zaman her şey yolunda gidecektir.

Ve bu oldukça çirkin olan İSTANBULLU / URLALI ayrımı da kendiliğinden yok olup gider…

Son olarak:

Dostlar kimse memleket ayrıştırması yapmasın.

Büyük çoğunluğumuz iki veya üç göbekte bir mekân değiştirmiş aileleriz. Ülke hepimizin.

Tek mesele anlayışlı, ahlâklı, edepli ve ait olarak yaşayabilmekte…

Yazının tamamını okuduğunuz için teşekkür ederim.

Kalın sağlıcakla.’

*-

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © All rights reserved. Sitemiz Realooks bilişim hizmetleri tarafından kurulmuştur.