93 yaşında bir ATATÜRK’çü yurtseverden bahsetmek istiyorum bugün size dostlar.

Özellikle belirttim bu “ATATÜRK’çü yurtsever” ifadesini. Çünkü öyle tanımlıyor kendini. Hâlâ etkinlik etkinlik koşan, kimilerinde sahne alan, Sevgi’yi seven, dostluğa ve paylaşıma inanan, Aşk’a-sanata ve insana iyi gelen her şeye âşık, emekli elektrik mühendisi, yan flüt sanatçısı…

Dedim ya: Yan flüt ve Kemâl Rastgeldi…

Bu başlı başına bir ömür adanan Aşk hikâyesidir dostlar. Bu, Kemâl Rastgeldi’nin hikâyesidir…

*****

1929 yılında Şanlıurfa’nın Tülmen köyünde dünyaya gelir Kemâl Rasgeldi. Yeni kurulmuş olan ‘Cumhuriyet Türkiye’sinde, önemli ve hızlı gelişmelerin yaşandığı bir dönemde. Urfa’da öğretmenlik yapan babası Reşit Rastgeldi’nin, bir liman kenti olan Mersin’de ticaret hayatını denemeye karar vermesinden dolayı, çocukluğundan itibaren İsveç’e dek uzanacak göçmenliği yazılmıştı alnına adeta…

6 çocuklu bir aileydi Rastgeldi ailesi; fakat ilk çocuk Tahir, henüz bebekken yaşama veda etmişti. Anne, baba ve 5 çocuklu Rastgeldi ailesi; sıcak ve rutubetli yaz aylarını Tülmen köyünde akrabalar arasında bol paylaşımla geçirip, kışın tekrar Mersin’e dönerler. Dede Bakır Rastgeldi, Tülmen köyünün ağası. Eğitimine Mersin’de başlar Kemâl…

İlkokuldan sonra Tarsus’a; önce kendisinden 2 yaş büyük ağabeyi Selahattin Rastgeldi’nin gittiği, Tarsus Amerikan Koleji’ne gider Kemâl Rastgeldi. Ve müzik ile olan yakınlığı burada iyiden iyiye belirginleşmeye başlar. Orta bölümünü yatılı olarak okuduğu Tarsus Amerikan Koleji’nde, babası vali olan Doğan isimli bir sınıf arkadaşının çaldığı kemandan etkilenir ve bir enstrüman çalabilmek için heveslenir…

Dört yıllık Tarsus döneminden sonra yine ağabeyi Selahattin ile İstanbul’da o zamanlar ismi Robert Kolej olan Boğaziçi Üniversitesi’nde okumaya başlarlar. Ağabeyi Selahattin normal lise bölümüne geçerken; Kemâl Rastgeldi, Elektrik Mühendisliği bölümünü kazanır…

Kemâl Rastgeldi’nin Robert Kolej’de Frank Allen isimli bir fizik öğretmeni vardır. Mr. Allen aynı zamanda amatör bir yan flütçüdür. İşte Kemâl’in ömrünün sonuna kadar sürecek olan yan flütle olan Aşk’ı burada başlar…

Mr. Allen’in odası öğrenci yatakhanesinin bitişiğinde olduğu için; akşamları, gün sonunda hocasının flüt çalışmalarını uzaktan da olsa hayranlıkla dinleyebiliyordu…

1951 yılı Haziran ayında, henüz 22 yaşında, Robert Kolej’den Elektrik Mühendisi olarak mezun olur. Yine aynı yılın sonunda staj için İsveç’e gider. İsveç’te yaşayacağını düşündüğü 2-3 yıl olan süre uzar ve Kemâl Rastgeldi bu ülkeden ayrılmasının artık pek mümkün olmayacağını anlamaya başlar. Telefon şirketi Ericsson’da işe girer. Ve bu iş, kendisini geliştirmesine olanak tanır. Birkaç dil konuşuyor olması, eğitim bölümüne geçmesi için bir şanstır. Ericsson şirketi tarafından teknik personel eğitmek üzere pek çok ülkeye gönderilir. Bu ülkelerde farklı insanları, onların yaşam tarzlarını, gelenek ve kültürlerini yakından görüp incelemek fırsatını elde eder. Kişisel gelişimi için bu görevlerin ve gezilerin katkısı büyüktür. Yan flüte karşı duyduğu ilgiyi eyleme çevirebilmek için önüne çıkan fırsatlar bakımından da kendini çok şanslı görür…

Müzik, artık Kemâl Rastgeldi için heves olmaktan çıkmıştır. Ve art arda bu konuda somut adımlar atmaya başlar…

Ericsson şirketinin müzik grubuna kaydolur. Grup üyeleriyle personel yemekhanesinde ayda en azından 1 konser vermeye başlarlar. Bu dönem Kemâl Rastgeldi için; hem verimli, hem keyifli bir dönemdir…

*****

Bir arkadaş gibi gördüğü tek evladı olan kızı Didem, şu anda İstanbul’da yaşamakta. Ada ve Kuzey adında 2 de torunu var. Ve hepimiz gibi sevdiklerine karşı hasret çekiyor Kemâl Rastgeldi…

Hayat arkadaşı, eşi Lale Rastgeldi’yi 2010 yılında beyin kanamasından kaybetmiş. İsveç’ten emekli olduktan sonra yerleştiği Mersin’de Soli Sitesi’ndeki evinde yaşıyor halen…

En başta demiştim ya, “92 yaşında bir ATATÜRK’çü yurtsever olarak tanımlıyor kendini’’ diye…

Kimi zaman bir dinletide görürsünüz O’nu, kimi zaman bir sanatsal etkinlikte, kimi zaman ise insana ve insanlığa iyi geleceğine inandığı bir imza kampanyasında…

O sadece bir müzik insanı da değil. O, “Sanatı olmayan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” sözünü kendisine ilke edinen; sanatın, Şiir’in, edebiyatın kısacası insana iyi gelen, iyi hissettiren her eserin, her dokunuşun, duygunun, paylaşımın önemini bireysel yaşantısında net ve somut bir şekilde yaşayan ve yaşattıran bir gönül insanı…

İlerlemiş yaşına rağmen yakın zamana kadar yaz mevsimi boyunca turistlere gönüllü olarak iki ayrı otelde herhangi bir maddi karşılık beklemeden dinletiler düzenleyen bir can…

O aynı zamanda bilime ve akla inanan, yaşamı “Sevgi ve Paylaşım” olarak özetleyen; İçel Sanat Kulübü’nde, Mersin Üniversitesi’nde ya da herhangi bir yerde, sokakta, açık-kapalı alanda dinletiler sunan, güzellikleri yaşayan ve yaşatan bir güzel insan…

Ve aynı üstad İlhan Berk’in “Yazmak, mutsuzluktur…” dediği gibi kederlendiğinde, insana-insanlığa, ülkesi ve vatanına kast edenleri gördükçe yazan bir şair. Hem de bir kitap oluşturabilecek kadar şiiri olan bir şair…

Kim bilir; belki yaşamında, belki de aynı Ahmed Arif gibi arafa çıktığında kitaplaşır şiirleri. “Arafa çıktığında…” diyorum. Çünkü ölmez sanatçılar, yazarlar, şairler; yaşarlar eserlerinde, dizelerinde…

Nice nice yaşanacak zamanlara Kemâl Rastgeldi… Nice nice paylaşımlara… Saygıyla…