Sal. Şub 7th, 2023

Benim Datçam Haber

Sizin İçin Değil Sizlerle Haber

*- RUHUNU KAYBETTİK! / YAŞAR EYİCE

Aralık ayında, 1929 yılında kanun haline getirilerek 1946’dan itibaren de uygulamaya konulan ‘Yerli Malı Haftası’ büyük bir coşku ile kutlanıyordu.

‘Kutlanıyordu!’ diyorum, acaba sizin bu kutlamalardan son yıllarda bu kutlamalardan haberiniz oluyor muydu?

Öğrenciler okullarda yerli mallardan oluşan kümeler oluştururlardı.

Şimdi yapılıyor mu?

Diyeceksiniz, ‘Yerli malı mı kaldı?’

Nedense, zamanımızda ‘Yerli Malı Haftası’nın ne ruhu kaldı, ne de özelliği…

Hatta birileri, yani güç odakları tarafından önemsizleştirilmeye çalışıldığını, yozlaştırıldığını, amaç ve kapsamından koparılarak içi boşaltılmış, katledilmiş bir duruma getirildiğini söyleyenlere hak vermemek elde değil.

Üzülmemek elde değil!

Yine anımsatayım

1946 yılından beri her yıl 12 – 18 Aralık tarihleri arasında tüm okullarda kutlanan ‘Yerli Malı Haftası’ ile amaç; başta çocuklar olmak üzere bütün vatandaşlara yerli malı kullanmanın, tutumlu olmanın ve yatırım yapmanın önemini benimsetmek ve davranış haline getirmektir. Kaldı ki yerli malı kullanmanın, tutumlu olmanın bir ülkenin kalkınması, refah, huzur ve barışı için elzem hasletlerden birisi olduğu açık ve nettir.

Ama birileri halkın üzerinde ithal ürünlere özentiyi arttırdı.

Çok iyi anımsıyorum;

İzmir’de, Alsancak’ta ‘Amerikan Pazarı’ vardı…

O zamanlar İzmir’de Amerikan Hastanesi de vardı, Amerikan Kütüphanesi de, aileleriyle birlikte çok sayıda Amerikan askeri de İzmir’de çok fazlaydılar.

İşte bu Amerikalılar iç çamaşırları dahil ne kadar kullanılmış ya da işe yaramaz bir kullanımlık ürünlerini burada yüksek fiyatla el altından satarlar, sattırırlardı.

Alıcı ve meraklısı çoktu…

Daha acı ve üzücü noktalardan söz etmek istemiyorum.

‘Alan memnun, satan memnun!’ olunca, göz yuman da çok oluyordu…

Sonraları, yani zamanımıza yaklaştıkça ne oldu?

Türkiye’de ithal ve lüks malların tüketiminde büyük bir patlama ve savurganlık yaşanmaya başlandı.

İthal ürünlere özentili kozmopolit bir nesil yaratılması için adeta her şey fazlasıyla yerine getirildi.

Yine üzülerek belirteyim ki, Yerli Malı Haftası, bugün nihayetinde pasta, börek, kola, cips ve hamburgerli, sığ ve baştan savma bir beslenme etkinliğine dönüştürüldü.

Umarım bundan böyle yine;

Yerli Malı Haftası, kültürel, tarihi değerlerin yaşatılması, doğal zenginlik kaynaklarımızın, ordumuzun, kurum ve kuruluşlarımızın ve sanayimizin tanıtılması, mutfak ve müzik zenginliğimizden örneklerin sunulması, dilimizin korunması ve geliştirilmesi gibi etkinliklerin bir bayram havasında yapılır.

Uzmanlar ne diyor?

Her 6 bin dolarlık ithal ürün, Türkiye’de bir kişiyi işsiz bırakıyor!

İlginç bir tespit ve araştırma değil mi?

İthalat politikaları bence tekrar ve dikkatle gözden kaçırılmalıdır.

Aynı ve benzer ürün üreten yerli ve milli sanayicilerimiz desteklenmelidir.

Yerli sanayi güç durumda kalınca ne olur?

İşçi çıkarılır, istihdam azalar, yoksulluk artar…

Tekrarlıyorum;

Bugün Yerli Malı Haftası kutlamalarından çoğu vatandaşımızın haberi dahi olmuyor.

Televizyonlar ne de gazeteler bu önemli etkinliğe yer vermiyor.

Yıllar önce tasarrufu ve yerli malı kullanımını teşvik amacıyla öngörülen bu kutlamaların şimdilerde hiçbir anlamı kalmadı.

Yediğimiz ekmekten, içtiğimiz sudan, soluduğumuz havadan gayri her şey yabancı ve ithal getiriliyor…

Hatta ekmeğin ve suyun bile ithalini biliyorum…

Alıcıları da az değil…

Zaten buğdayı bile ithal etmiyor muyuz?

Bu gidişle ‘Yerli Malı Haftası’ kutlamalarında sergilenecek yerli malı bulamayacağız…

Akıl alacak gibi değil;

Ekmek ithal, elma ithal, muz ithal, peynir ithal, tereyağı ithal, hatta kuru üzüm ve erik dahi ithal hale getirildi.

Bunu önlemenin yolu da sanıyorum, üreticimizin de az önce belirttiğim gibi sanayicilerimiz gibi desteklenmeli…

Ama torpilliye, sahtekara değil..

Gerçek üreticiye destek verilmeli..

İlerleme, üretmeden geçer…

Bu da yerli malları ile olur…

‘Yerli malı yurdun malı’ marşları yine gururla söylemeliyiz.

Sözde değil özde yerli malı haftası kutlamaları yapmalıyız.

Kandırılmadan doğru dürüst…

*- NE DİYORLAR?

Duymuşsunuzdur;

Asgari ücret, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından, tüm medya kuruluşları tarafından canlı yani anında verildi.

Değişik yorumlar var:

Mutlu olan da olmayan da…

İşçi sınıfı ‘az’ diyor, patron sınıfı da ‘çok’diyor…

Genel durum bu şekilde…

Tabii ki iktidar ile muhalefet de bu konuda anlaşamıyor.

Ben de İzmir’in iki yöneticisinin açıklamalarını vereyim, şimdilik:

İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli asgari ücret artışını yorumladı:

‘Yeni asgari ücret 8 bin 506 TL olarak açıklandı. Dolar bazında, kur şoku ve yüksek enflasyon öncesindeki; yani 2018 yılındaki asgari ücretin üzerinde bir rakama denk geliyor.

Dolayısıyla “Düşük” demek mümkün değil.

Ancak asıl sorun başka.

Ülkemizde çalışanların yarısı asgari ücret düzeyinde maaş alıyor.

Bu oran gelişmiş ülkelerde yüzde 20’nin, hatta pek çoğunda yüzde 10’un bile altında.

Öncelikle bunun değişmesi için çalışmalar yapmalıyız.

Konuyu işveren açısından ele aldığımızda ise özellikle küçük işletmelerin sırtındaki yük artacağı için yeni zamların yapılması söz konusu.

Emek yoğun bir sektör olan tarımda da asgari ücret kaynaklı maliyet artışının fiyııatlara yansıyacağını söyleyebiliriz.

Bıçak sırtı bir durum söz konusu.

Ekonomide nihai çözümün uzun vadeli reformlarda olduğu da artık yadsınamaz bir gerçek.’

*-

İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener’in, asgari ücrette yapılan artışa ilişkin değerlendirmesi şöyle:

‘Ülkemizde istihdamın önemli bir bölümünü, asgari ücretli çalışanlar oluşturuyor.

Bu çerçevede, asgari ücretin yaklaşık yüzde 55 düzeyinde artırılarak net 8.506 TL’ye yükseltilmesinin hayırlı olmasını diliyor, asgari ücret ile çalışanların finansal zorluklarının giderilmesi açısından memnuniyetle karşılıyoruz.

Ancak çalışanların alım gücünün korunması için enflasyonla mücadelenin sürdürülmesini kaçınılmaz olarak görüyoruz.

Bununla birlikte, istihdam maliyetlerinin yanı sıra enerji ve hammaddede yaşanan artışlara bağlı olarak işletme sermayeleri küçülen, finansmana erişimde zorlanan işverenin üzerindeki yük her geçen gün daha da artıyor.

Asgari ücret artışıyla birlikte, vergi dilimlerinin de enflasyona paralel olarak güncellenmesini ve mevcut asgari ücrete yönelik desteğin de artırılması için hızlı bir teşvik paketi açıklanmasını bekliyoruz. ‘

*-

Canan Kaftancıoğlu ise şu açıklamayı yaptı:

‘Yetmez ama vatandaşın bu zor gününde idare eder diyerek partimizin önerdiği 10.128 lirayı bile emekçiye çok görerek 8.500 tl’yi marifet gibi açıklayanlara karşı çok az daha sabır.

Haklısınız dayanacak gücünüz kalmadı ama yüzdük, yüzdük kuyruğuna geldik hep birlikte…’

Çiğdem Akdemir ise şöyle diyor:

‘Emekliye de yüzde 54 zam verilecek mi?’

*- SAADET SAHADA!

Saadet Partisi, “Saadet Sahada” konsepti ile yeni bir çalışma başlattı. Türkiye çapında tüm il ve ilçelerde ‘Halkla İlişkiler Taramaları’ şeklinde planlanan programla, partiyi daha geniş kitlelere ulaştırmak ve başarı çıtasını yükseltmek hedefleniyor.

Bu kapsamda İzmir’e yönelik tarama programı, hafta sonu gerçekleştirilecek.

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyeleri öncülüğünde oluşturulan 20 ayrı ekiple, İzmir’in tüm ilçeleri ziyaret edilecek. Ekiplere; il yönetim kurulu üyeleri, çalışma yapılan ilçenin teşkilat yönetimleri, kadın kolları ve gençlik kolları üyeleri eşlik edecek.

Program boyunca işyeri, sanayi, pazaryeri, esnaf, mesleki kuruluş, spor

kulübü, huzurevi, sendika, dernek, hastane ve öğrenci evi ziyaretlerinin yanı sıra, teşkilat buluşmaları da düzenlenecek.

Program, Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Fikret Güzeller’in

yapacağı basın toplantısı ile başlayacak.

Tarih : 23 Aralk Cuma, Saat : 11.00, Yer : İl Başkanlığı…’

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © All rights reserved. Sitemiz Realooks bilişim hizmetleri tarafından kurulmuştur.