Pts. Şub 6th, 2023

Benim Datçam Haber

Sizin İçin Değil Sizlerle Haber

Son bakış / BAHA AKINER

O gün bir fidanı kırdılar dostlar. O gün bir insanı astılar. O gün Erdal Eren’in yaşamına kıydılar…

13 Aralık 1980’de, donduran bir Ankara sabahında, Ulucanlar Cezaevi’nin havalandırma bahçesine kurulan bir idam sehpasında bedenini sallandırdılar…

*****

25 Eylül 1964’de, Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde dünyaya gelir Erdal…

Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi iken, 2 Şubat 1980 günü silahlı olarak katıldığı eylem sırasında çıkan çatışmada hayatını kaybeden askeri inzibat eri Zekeriya Önge’yi öldürme suçundan yakalanır…

Yapılan yargılama sonucunda; 19 Mart 1980’de, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Numaralı Askeri Mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırılır…

Hakkındaki idam kararı; Askeri Yargıtay 3. Dairesi tarafından önce usul yönünden, daha sonra ise esastan bozulur ancak Askeri Yargıtay Başsavcısı’nın bozma kararına itirazı sonucu dosya iki kez Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’na gider…

Kurul, mahkeme kararını uygun görerek idamı 20 Kasım 1980’de onar…

Ve bu karar son olarak 12 Aralık 1980’de, Kenan Evren başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanır…

*****

İdam edilmesinden 3 gün önce, 10 Aralık 1980… Hani, İnsan Hakları’nın kutlandığı gün; Mamak Cezaevi’ne başvurur, gazeteciler Savaş Ay ile Emin Çölaşan…

İdam hükümlüsü, henüz 17’sindeki Erdal Eren ile röportaj yapmak için…

12 Aralık 1980’de izin çıkar cezaevi yönetiminden…

Ondan sonrasını Savaş Ay şöyle anlatır:

“Yarım saat yanında kalıp, koşullar elverdiğince konuşup, yaklaşık 2 makara fotoğraflayıp ayrılmıştım oradan. Deklanşöre son defa basıp, parmaklıklar arasında sessiz sitemsiz bakışını dondurduğum o günün gece yarısında gidip aldılar onu hücresinden…”

Aldılar ve …

Erdal Eren, idam edilmeden 16 saat önce kendisini ziyaret eden gazeteciler Savaş Ay ve Emin Çölaşan’a, “Avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18’den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını…” söyledi…

Savaş Ay devam ediyor anlatmaya:

“Erdal Eren’in son anlarında çektiğim o fotoğraflarını milyonlarca kişi gibi Sezen Aksu da görmüş ve çok etkilenmiş…

‘Öylesine masum, öylesine ölümden uzak, öylesine genç ki… Hikâyesini de okudum… Ama beni esas vuran o son bakış fotoğrafıydı Savaş… Aysel GÜREL’e gösterdim o fotoğrafı. Birlikte bir şeyler yazdık. Onno’ya verdik besteledi. Şarkıdan çok ağıta benzedi. Yürekten kopup gelen, saf, duru, sahici…'”

 

*****

Her dinlediğimde benim boğazım düğümleniyor; çocuklarımı, çocuklarımızı düşünüyorum…

Gencecik, pırıl pırıl gençlerimizi; geleceğimizi…

Kırılan fidanlar, yaşam hakkı elinden alınan gençler geliyor aklıma ve annesiz – babasızlıkları ve evet, ve SONSUZLUKLARI…

O gün Erdal Eren öldü dostlar, o gün bir genci astılar, o gün bir fidanı kırdılar…

Ama O; hâlâ o son donuk bakışında yaşıyor ve kaç yıl geçerse geçsin üstünden hâlâ, evet hâlâ 17 yaşında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © All rights reserved. Sitemiz Realooks bilişim hizmetleri tarafından kurulmuştur.