Sal. Şub 7th, 2023

Benim Datçam Haber

Sizin İçin Değil Sizlerle Haber

YER YERİNDEN OYNUYOR  YAŞAR EYİCE

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu mesaj göndermiş;

‘Bolluğun ve bereketin müjdecisi Hıdrellez Kutlu olsun’ demiş…

Önceki yazımda Torbalı, Çeşme, Güzelbahçe ve Karşıyaka’daki kutlama ve etkinliklerden söz etmiştim.

Şimdi de Menemen Belediye Başkan Vekili Aydın Pehlivan’ın davetini paylaşayım:

‘Birlik ve beraberlik içinde coşkuyla kutlayacağımız, Baharı müjdeleyen Hıdrellez Şenlikleri etkinliğimize katılımınızdan onur duyarız.

Saat 19.00’da Ahıhıdır Mahallesi Menemen.

Ritim Show, Roman Dans Grubu, Tayfun Konseri, Aysun Taşçeşme konseri…’

Bu arada belirteyim:

Menemen Belediyesi, 8 Mayıs Pazar Günü Ulukent Eshot Garajı’nda Modifiyeli Araba Festivali gerçekleştirecek.

Festivale yaklaşık 750 araç tutkununun katılacağını ifade eden Menemen Belediye Başkan Vekili Aydın Pehlivan, ‘Girişlerin ücretsiz olacağı festivalimize tüm halkımızı davet ediyorum’ dedi.

 

*- TEŞEKKÜRLERİMLE

 

Bugün ilk mesajı Prof. Dr. Mehmet Koştumoğlu’ndan aldım…

Akhisarlı Prof. Dr. Mehmet Mehmet Koştumoğlu hiç beklemediğim bir anda öyle güzel ve ilginç paylaşımlar yapıyor ki, ‘Ben bunu neden düşünemedim?’ ya da ‘İyi ki tanıyorum, yoksa bunlardan haberim olmazdı!’ demekten kendimi alamıyorum.

Hatalarımı bulanlar arasında ise usta gazeteciler Ünal Tümin ile Atilla Köprülüoğlu ilk sırayı alıyorlar.

Telefon açıp, ‘Merhaba’ dediklerinden sonra, ‘Tamam yine bir hata yaptım!’ diye aklımdan geçiriyorum..

Kesinlikle yanılmadığım az sonra ortaya çıkıyor..

‘Usta’ sıfatını almak kolay mı?

Ama aramızda içimizde öyleleri var ki, ‘Duayen’ bile dedirtiyorlar kendilerine…

Ama inanın adlarını bile yazamazlar…

Bir kişiye bile yararları olmamıştır…

Ama sanki dünyayı bunlar yaratmıştır…

Burunlarından kıl aldırtmazlar…

 

*- HERŞEYİ ANLATIYOR

 

Yeni öğrendim:

Takipçilerim, daha doğrusu okuyucularım arasında önemli bir isim daha var.

Sevgili Öğretmen (im) Güler Seyhan Gönüllüleroğlu!

‘Kırılsa da kanadımız,

Asiye çıksa adımız,

Duyan duysun, bilen bilsin,

Böyledir bizim sevdamız…’ diyor…

Öğretmen Güler Seyhan Hanım da, gazeteci Enver Kaya gibi doğa sevgisini hep önde tutuyor…

Grupla yürüyüşü seviyor…

Yürüyüşlerinden ve direnişlerinden, mücadeleci halinden söz etmek istemiyorum, yoksa kendim mahcup olacağım bir öğretmen hanımın yaptıklarını yapamadığım için…

Tabii bu arada yine bir başka öğretmenimiz Şeniz Ayçiçek’in hakkını yememek lazım.

Emin olun, yazılarıma yazdığı yorumlar ve yaşamından örnek olarak verdiği kesitler bile bir eser olur…

Ama nedense Nadide Apaydın Akbulut gibi bir türlü kendi adına yazmaya başlamıyor.

Güler Seyhan Gönüllüleroğlu Öğretmenimizin günlük mesajı şöyle:

‘Yaz dileğini bağla gül ağacına, bu sefer olmazsa bir dahaki Bayram’a.. Hıdrellez Bayramınız kutlu olsun…’

 

*- SİZ BİLİRSİNİZ

 

Öğrendiğime göre;

Bereketin, şifanın ve niyetlerin orucu olarak değerlendirilen günden bir iki notu paylaşayım..

Denilene göre;

Kesici alet eve alınmaz (makas bıçak),

Hiçbir yeşil koparılamaz ve yeşil eve sokulmaz.

Evin dış kapısına güneş battıktan sonra yeşil dallar toplanıp asılıyor, ya da yaparsınız.

Apartmanda yaşıyorsanız;

Pencerenizi asıp, camı açık bırakıyorsunuz. (Hızır Ata tüm yeryüzünü dolaşırken sizi kolay bulması için.)

 

*- MERAKLISI ÇOK FAZLA

 

Dahası var!

Odun, çalı, çırpı eve girmez!

Dışarıdan içeri su sokulmaz!

Ve dışarı para verilmez!

Bunların hepsi güneş batana kadar, deniliyor.

Peki ne yapılır?

Evimizi ve kendimizi arındırmalıyız…

Ateşten atlama şansınız yoksa; ellerinizi bir ateş üstünde gezdirip, bedeninizi süpürür gibi temizleyebilirsiniz. (Dileklerinizi oluşturmadan hemen önce)

Dilekler şifa için ise, taşa yazılır…

Ev, araba, toprak vb. şeyler için ise çamurdan yapılır.

Dilekler gül ağacının dibine konur… (5 Mayıs akşamı)

Gece kavanozların, cüzdanların vb. ağzı açık bırakılır (Bereket için),

Ve yatmadan önce, ay ışığını görecek şekilde dışarı bir bardak su bırakılır. (Sabah bu suyu ağzınıza alarak yine bereketi çoğaltmak istediğiniz yere püskürtün) (Bu arada şu uyarı yapıyor bu konuya yazan; sadece bir ağız dolusu olacak)

6 Mayıs’ta, topladığınız kır çiçeklerini kaynatıp banyo suyuna katarsanız şifalandırır.

Çünkü 5 Mayıs gecesi tüm yeşile ve suya şifa yağıyor.

Kutlu olsun…’

 

*- BACAK ve KOLLARA

 

Bu aktardıklarını ya da paylaştıklarımın çoğunu bilmiyorum.

Benim bildiği şifa Allah’tandır…

Dualar ve istekler de sadece Allah için yapılır.

Bildiğim ve gördüğüm bir nokta da, özellikle Roman gençlerin ısırgan otu (Daladiken) ile birbirlerinin bacaklarına sürttükleri…

Sabaha karşı ise kağıtlara yazılı dileklerin denize atılmaları..

Çok yıllar önce özellikle Konak vapur iskelesinin yanında onlarca kayık (sandal) bulunur, gençler bunları kiralar biraz açılır ve dileklerini denize atarlardı.

Payton sefaları ise unutulacak gibi değildi…

Bunları görüntüleyip birinci sayfadan gazetelerde yayınlardık…

Tabii bu görüntüler artık tarih oldu…

Bu arada belirteyim:

‘Dala dikenin böreği nefis olur.. Ayrıca şifalıdır da, bazı önemli hastalıkları çok yararı vardır aynen enginar gibi)

 

*- BIYIK ve SAKAL MESELESİ

 

Uzmanı olmadığım için kararsızım…

Ama bir Türk vatandaşı olarak öncelikle ‘Karşıyım!’ diyebilirim…

Çünkü; biliyorum ki, Cehennemin yolları bile iyi niyet taşları ile döşelidir.

Notlarımın içinde var!

Aykırı hukukçulardan, arkadaşım Av. Murat Fatih Ülkü, İzmir’de 3 avukat olarak bir hukuksal süreç başlattı.

‘Çöp ithalatının yasaklanmasını yargıya taşıyacağız. Türkiye’ye en çok çöp ihraç eden 5 Avrupa ülkesinin devletine de başvurduk, ‘çöp ihracatını durdurun’ talebiyle.

Çevre Kanunu md. 28 başta olmak üzere ilgili mevzuat da, çöp ithalatından zarar görenlere zararlarının giderilmesi için dava hakkı veriyor.’ diyor…

Dikkat ederseniz dava yurtdışında açılacak…

Yakın akrabam Defne Arıkan Fransa’da uluslararası hukuk okudu, bitirdi

Sonra Amerika’da da Yüksek lisansını yine eHukuk üzerine yaptı.

Şu anda da Miami’de…

Belki onu arayıp ‘Bu mahkemenin sonucu ne olur?’ diye sorarım…

Ama önce Av. Murat Fatih Ülkü’yü dinleyelim, bakın ne diyor?

 

*- BİR GÖRÜŞ

 

‘Son dönemde artık tüm kamuoyu öğrendi ki; meğer 84 küsur milyonluk, sığınmacılarla, düzensiz göçmenlerle birlikte 90 milyonu aşan nüfusumuzun ürettiği çöp, ülkemizdeki plastik geri dönüşüm endüstrisinin gereksinimini karşılamıyor.

Biz de bu sorunun çözümünü (!) hemen bulmuşuz, “madem çöpümüz ayrıştırılamıyor, geri dönüşüm sanayimize de plastik atık gerek, o zaman çöp ithal edelim.” Evet, çöp ithal ediyoruz. Hem de öyle az buz değil, yüzbinlerce ton plastik çöp ithal ediyoruz.

Başka ülkelerin sorununu ithal ediyoruz, tüm canlılar açısından yaşamsal sorunlar ithal ediyoruz, geçen gün televizyonda konuştuğumuz Bülent Şık Hoca’nın da dediği gibi “hastalık ithal ediyoruz”

 

*- KARŞI GÖRÜŞ

 

Şimdi bir de bu işi yapanlara dönelim…

Bakalım onlar ne diyor?

Açıklamalarına göre; 2021 yılı itibarıyla küresel plastik tüketiminin sadece yüzde 8’i geri dönüştürülürken, Yeşil Mutabakat süreci ile birlikte gelecek on yılda geri dönüştürülmüş plastik tüketiminin toplam tüketimin %30’una, bu oranın 2050 yılına kadar yüzde 60’a ulaşması hedefleniyor.

Petrokimyasal ürünlerde Türkiye’nin en büyük hammadde tedarikçileri arasında yer alan Batı Polimer A.Ş’nin Genel Müdürü ve Plastik Sanayicileri Dernekleri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Üyesi Berat Güzelel, Yeşil Mutabakat süreci ile birlikte AB ülkelerinde, kaynağında ayrıştırılmış plastik atıkları işleyecek geri dönüşüm yatırımlarının artacağını, bu durumu Türk plastik ve geri dönüşüm sektörlerinin dikkatle izlemesi gerektiğini söylüyor.

Uzun açıklamalarının özetini vereyim:

‘Bugün itibarıyla Türkiye’de toplanıp geri dönüşüm tesisleri tarafından tercih edilmeyen bir gram plastik atık bile yoktur.

Türk plastik sektörü dünyada 7’inci Avrupa’da 2’inci büyük plastik üretici konumunda.

Arz ile talep arasında çok büyük bir makas bulunuyor.

Ülke içi kaynak, üretiminin en fazla yüzde 15’sini karşılıyor.

Son yıllarda bu atıkların kaynağında ayrıştırılmasında artışlar var ama hâlâ ithalata bağımlı durumdayız.

Sanılanın ya da basında çıkan haberlerde yazılanın aksine Avrupa ülkeleri kaynağında ayrıştırılmış ve plastik atıkları Türkiye’ye satmaktan keyif almıyor.

Bizim çöp dediğimiz ürünlere onlar ‘geri dönüştürülebilir değer’ diyor. Önümüzdeki yıllarda yasal ve mevzuat zorunlulukları nedeniyle bize kaynağında ayrıştırılmış bu atıkları satmakta daha seçici davranacaklar. Çünkü bizim tâbi olduğumuz zorunluluklar onlar için de geçerli.

Avrupa Birliği geri dönüşüm tesisleri yatırımlarına ton başına 300-350 Euro destek sağlamasına rağmen, üretim ve işletme maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle yeteri kadar yatırım yapılmıyor, ülkemiz bu nedenle tercih sebebi oluyordu.

Ancak AB ülkelerinde geri dönüşüm yatırımları arttıkça ve geri dönüşüm sektörü zorunlu olarak geliştikçe, bizim ithalatımız da hem azalacak hem de daha maliyetli azalacak.

Bu duruma şimdiden hazırlıklı olmamız gerekiyor.’

 

*-

  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © All rights reserved. Sitemiz Realooks bilişim hizmetleri tarafından kurulmuştur.